El-Cezeri

El-Cezeri, dünya bilim ve sanat tarihi açısından en önemli kişilerden biridir. Adı 1153 yılında doğduğu, Şırnak ilinin Cizre ilçesinden gelme olan El-Cezeri, bugünkü sibernetik, akışkanlar mekaniği ve robot biliminde çalışmalar yapan ilk bilim insanıdır.  Cezeri, sadece makineler yapmakla kalmadı bunları bir kitap haline getirerek gelecek nesillere buluşlarını aktardı. “Kitâb fî Ma’rifat el-Hiyel, el-Hendesiye” adlı eserinde; hayatı, eserleri, döneminin yönetim şekli ve döneminin sanat anlayışı ile ilgili bilgiler edinebiliyoruz. Kitap, icatlara ait minyatürler ile  icatların anlaşılmasını kolaylaştırırken, dönemin İslam resim sanatını da gözler önüne sermektedir.

Kendi yazdığı kitabından anladığımız üzere el-Cezeri 1181 yılından itibaren Diyarbakır’daki Artuklu sarayında, Artuklu sultanı kardeşi ve oğluna 25 yıl hizmet etmiştir. Kitabın giriş bölümünde belirttiği üzere: “Bir gün onun (hükümdarın) huzurundaydım ve yapmamı emrettiği bir şeyi (aracı) getirmiştim. Bana baktı, yapmış olduğum şeye baktı, onun üzerinde fikir yürüttü. Ne düşünmekte olduğumu sezdi ve gizlediğimi açığa çıkardı, “Paha biçilmez araçlar yaptın, onları gücünle işler duruma getirdin, seni yoran ve anlaşılır bir biçimde inşa etmiş olduğun bu araçları bir kenara atma. Benim için, ayrı ayrı icat ettiklerini bir araya toplayan ve tek tek seçilenleri ve resimleri ile bir araya getiren bir kitap kaleme almanı istiyorum” biçiminde Nasıreddin Mahmud al-Malik es Salih’in kendisini nasıl yönlendirdiğini aktarmaktadır.

13.Yüzyılda” Selçuklu resim okulu” başlığı altında toplayabileceğimiz resimli el yazmalarından, ilim konulu eserlerin içerisinde bulunan bu yazma eser, esasen Arşimet’in mekanik ve matematik keşiflerine dayanır. Bu çalışmaların birçoğunun daha sonra batılı alimler tarafından yapıldığı söylense de en eski yazılı eser el-Cezeri’ye aittir ve bilim literatüründe el-Cezeri ismi Sibernetiğin ve robotik bilimin atası olarak geçer.

Eserin en eski yazılı kaynağı şu anda Topkapı sarayında 3. Ahmed koleksiyonundadır. 1206 tarihli bu eserde yaptığı icatlardan bir kısmının minyatür şeklinde resimleri bulunur. Bu minyatürler çerçevesiz olarak sayfaların farklı yerlerine yerleştirilmişlerdir. Bu eserdeki resimlerde görülen icatlar, Artuklu sarayındaki kullanılan icatlarla birlikte proje kapsamında olan bazı icatları da içermektedir. Minyatürlerde icatların yanı sıra insan, fil ve ejder figürlerini içerir. Resimlerde gördüğümüz insan tasvirlerindeki; örgülü saçlı, köşeli dolgun suratlı tipler o devrin Selçuklu insanını yansıtır ve bu tipin ana kaynağımda Uygur resimlerinde görülen Türk tipidir. Bu eserin 13. Yüzyıl ve sonrasında birçok kopyası ve tercümesi bulunur. Hatta Osmanlı döneminde Türkçeye çevrilerek Tercüme-i Hiyel adıyla Süleymaniye yazma eserler müzesinde bulunmaktadır. Bu eser son olarak yüksek çözünürlüklü fotoğraf makinaları ile resmedilerek tıpkı basımları yapılmış ve halkın ulaşımına açılmıştır.

Eser içerisinde bulunan aletler ve figürler birbirlerini hareket ettirerek oluşum şemasını bizlere aktarır. Bunlar içerisinde içki sunma makinaları, saatler, sıvı kapları, suyu yukarıya çıkaran aletler, abdest alma makinaları, çocuk robotları diyerek icatlar tek tek sayılabilir. Ancak 6 ana bölümde inceleyebileceğimiz kitabı içerisinde 50 muazzam minyatür 55 tane icat bulunmaktadır. Kitabın içerisindeki bölümler içerisinde su saatleri, otomatik kaplar ve oyunlar, hacamat düzenleri, havuz düzenleri, su çıkarma düzenleri, şifreli kasalar ve oymacılık eserleri olarak farklı bölümlerde icatlar ve resimler bulunur.

                                                                                           (Mumlu saat)

Su saatleri ile ilgili birçok eserinin resmi bulunan ilk bölümde saatlerin işlem sistemini anlatmakta ve bunlarla ilgili bilgiler vermektedir. El-Cezeri’nin dünya üzerinde kalan 2 eserinden birisi de su saati olmasa da güneş saatidir. Bu saat şu anda Diyarbakır’da ulu cami içerisinde halka açık bir şekilde durmaktadır. Saat eskiden cami dışında iken daha sonraları zarar görmemesi için hesaplamalar yapılarak içeriye alınmıştır. Üzerindeki gölgeyi sağlayacak demir parçası ve etrafında dağılmasını önlemek için yapılan demir kasnak özgün malzemesi değil sonradan yapılmadır. Ancak saat çizgileri taş ve üzerindeki yazılar el-Cezeri tarafından yazılarak dünyaya verilen bir eseridir.

Bu kitapta zanaatkârlığının bir eseri olan bu kapının dışında bir de Cizre Ulu Cami kapı tokmaklarıdır. Ejderli ve aslanlı kapı tokmağı olarak bilinen bu eseri kendisi yapmıştır. Bu eserlerden birisi şu anda Türk ve İslam eserleri müzesinde İstanbul’da  sergilenmektedir. Diğeri ise daha önceleri kaçırılarak Kopenhag’a götürülmüştür ve orada sergilenmektedir.

Kitaptaki minyatür ve çizimler üzerindeki işaretler şifrelidir. Kitabın sonunda bu şifreleri açıklayan bir pusula vardır. El-Cezeri, 21 adet Arap harfini kullanmış ve harfe karşılık iki işaretle temsil edilmiş, ancak (Kef) harfi bir işaretle temsil edilmiştir. Bunu gizli simya alimlerinden esinlenerek yaptığı düşünülmektedir. Anlatılan her düzenin bir esas çizimi, çizimlerin (Ebcet) hesabına dayanılarak, 1’den 50’ye kadar numaralandırıldığı bilinmektedir.

Eserin dünya üzerinde birçok kopyası olduğu bilinmektedir. Bu kopyalardan birçoğu 13. Yüzyıl ve hemen sonrasında yapılmıştır. Memluk dönemine ait olan 1354 tarihli kopya ve Ayasofya’da olan nüshanın yanı sıra Kahire Milli Kitaplığında 1315 tarihli bir nüsha olduğu bilinmektedir. Kaçırılan bazı minyatür sayfalarının Metropolitan Müzesi, Freer Gallery of Art, Boston Güzel Sanatlar Müzesi gibi bazı koleksiyonlarda bulunmaktadır.

Suyu yukarı çıkarma makine ve fikirlerin sonucunda ise abdest alma makineleri, sel sebil uygulamaları ve hamamda otomatik sıcak su sistemleri gelişmiştir. Artuklu sarayı yanında bulunan St. George kilisesi o dönemde ekleme yapılarak hamam çevrilmiştir. El-Cezeri’nin kitabında bulunan su pompası sistemi sayesinde yüksek yerlere su aktarımı sağlanarak suyun taşınması kolaylaşmıştır.

Ayrıca sel sebil uygulamasının da bu bölgede gelişim sağladığını düşündüğümüzde su pompası makinasının varlığı ile suyun taşınması kolaylaşmıştır.

El-Cezeri bütün bu ressamlığı, robotik ve sibernetik dehasının yanı sıra bir mimar ve zanaatkar olarak da karşımıza çıkar. St. George kilisesini hamama çevirmesinden bahsetmiştik. Bunun dışında Artuklu sarayının kapısını da kendisi tasarlamış ve yapmıştır. Ünlü seyyah Evliya Çelebinin seyahatnamesinde bu kapının varlığından bahsetmiştir. Ayrıca bu kapının çizimi de aynı kitapta bulunmaktadır. Kapının orta kısmı altıgen ve sekizgen yıldız motiflerinden oluşan kafes biçimindedir. Bu kafes, birbirlerine sarılmış yapraklarla süslenmiş küfî yazısıyla çevrelenmiştir: “Mülk, Tek ve Kadir-Mutlak Olan Tanrınındır.” Bu yazı parlatılmış biri sarı diğeri kırmızı iki yaprakla süslenmiş pirinç bir bordürle çevrilmiştir. Kanadın üst kısmında pirinç bir levha ve onun üzerinde de dökme pirinçten, olağanüstü bir işçilik ürünü olan sağlam bir yağmurluk vardır. Kapının bütün çevresi süslenmiş bir pirinç şeritle çevrilmiştir. Kapama kısmı zarif bir sütun biçimindedir.

Sibernetik alanının en büyük dâhisi olarak kabul edilen, fizikçi, robot ve matriks ustası El Cezerî, yaptığı çalışmalarla Sanayi Devrimi’ne zemin hazırladı; zamanın harikası lakaplı âlim, halen kullanılmakta olan ve aşılmamış onlarca buluşa imza attı. Anadolu’nun büyük mucitleri arasında yer alan El Cezeri’nin tasarladığı eserler günümüzde hala mühendislere ilham kaynağı olmaktadır. 1)http://ehamedya.com/da-vincinin-ornek-aldigi-musluman-deha-el-cezeri_20271.html

*Kapak fotoğrafı 2)https://www.ibb.istanbul/News/Detail/35226

References   [ + ]

1. http://ehamedya.com/da-vincinin-ornek-aldigi-musluman-deha-el-cezeri_20271.html
2. https://www.ibb.istanbul/News/Detail/35226

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın