Yapay Zeka ve Otomasyonun Geleceğin Mesleklerine Etkisi

Teknolojinin geleceğin para sermayesini nasıl şekillendireceğine yönelik Singularity Üniversitesi’nden (New York) Peter Diamandis tarafından yapılan sunumda teknolojinin insanların işini ellerinden alacak olmasının bir sır olmadığı, otomasyonun yüksek verimlilik kazandırdığı, düşük maliyetli olduğu ve insana göre kapasitesinin daha fazla olduğu vurgulanmıştır.1)Singularityhub.com

Oxford Üniversitesi Akademisyeni Michael Osbome ve Carl Frey tarafından dokuz ana beceri (sosyal algı, müzakerecilik, ikna, yardım, başkaları için bakım, orijinallik, güzel sanatlar, el becerisi, parmak becerisi, sıkışık alanda çalışma) göz önünde bulundurularak yürütülen hesaplamada 365 mesleğin otomasyona karşı duyarlılıkları hesaplanmıştır. Çalışmada %99 ile telefon satış elemanlığı birinci, %98.5 ile yazı yazan keyboard işçisi ikinci ve %97,6 ile yasal sekreterlik üçüncü olarak tespit edilmiştir. BBC teknoloji haberlerinde 11 eylül 2015’de yayımlanan yazıda bulunan uygulamaya mesleğinizi yazdığınızda otomasyon ve yapay zekaya olan duyarlılığını ve detaylarını karşınıza çıkardığı gibi tüm listeye de ulaşabiliyorsunuz.2)bbc.com

İnsan neslinin devamı için kendi yaptıklarımızın neticelerine karşı duyarlı olmak ve durumsal farkındalık içinde durumlar karşısında tedbir geliştirme mecburiyeti içinde olmamız gerektiği hususunu unutmamamız gerekir. Zira geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için seçeceğimiz ve onları yönlendireceğimiz mesleklerde onların yapmaktan keyif alacakları ve mutlu bir hayat yaşamalarında faydası olmasını hesaplamamızın zaruri olması gibi otomasyona karşı duyarlılığınıda düşünmek zorundayız.

Burada bazı mesleklerin yukarıyı hedefleyenler için bir basamak olduğu gibi eski bir metodolojinin tarihe karıştığını gözlemliyoruz. Mesela yönetici asistanlığı bir nevi usta çırak usulünde çırak rolü olarak algılanır olmuştu. Kısaca açıklamak gerekirse yönetici asistanlığı; çalışanın, şirketin işleyişini görmesi, üst yönetimin niyet ve maksadını anlaması, ekip oyunculuğunda bir pozisyonun deneyimlenmesiyle ferdi gelişimin sağlanması vb. nedenlerle bir üst basamağa geçmeden önce tecrübe kazanmasında etki edecek bir pozisyon olarak algılanmaya başlanmışken teknolojinin gelişimiyle neredeyse tamamen yapay zakanın yerini alacağı bir pozisyon haline geldi. Bunun, çalışanların üst görevlere hazırlanırken ne gibi etki edeceği, tecrübe kazanmalarında olumsuz etki edip etmeyeceği henüz kesin değil.

Sekreterliğin evrimine göz atacak olursak; 1890’larda stenograflar, 1920’lerde savaş nedeni ile shorthand typist rolünün ön plana geçişi, 1950’lerde sekreterlik eğitimi kolejlerinin kuruluşu, 1960’larda kadın hareketleri, 1980’lerde teknolojik gelişme sonucu wordprocessing programları ve yöneticilerin kendi yazılarını kendilerinin yazması, 1990’larda sekreterliğim, yönetici asistanlığı pozisyonu ile yer değiştirmesi, 2000’lerde yönetici asistanının ekip oyuncusu-yönetim desteği rolünü alması (çok uluslu şirketlerde mesleki uzmanlaşmaya, kariyer planlamasına, yatay organizasyona, ekip çalışmasına, ofis otomasyonuna geçildi) şeklinde özetlenebilir. 3)danismend.com

Teknoloji sayesinde bu evrime eklenen en son halka dijital asistanlardır. Dijital asistanların gelişimine göz atacak olursak outlook takvimlerinden henüz yapay zeka devrede değilken geliştirilen yazılımlar ile oluşturulan uygulamalara, kişisel bilgisayarımızdaki programlardan cep telefonlarımızdaki aplikasyonlara kadar bir yaşam süreci olduğunu söyleyebiliriz. Bu yazıda yapay zekanın hayatımıza getirdiklerini spesifik bir örnek üzerinden ele almak adına dijital asistanları inceleyeceğiz.

Dijital asistanlar hayatımıza yıllar önce PDA(Personal Digital Assistant)’lar ile girdi. Gün içinde kurduğumuz alarmlar ile bize hatırlatmalar yapabilen bu aygıtlar aslında çok etkin değillerdi. Akıllı telefonların gelişmesiyle dijital asistan konsepti sesle komuta edilebilecek hale gelerek daha etkin ve kullanışlı hale geldi. Bunlardan ilk olarak Apple’ın geliştirdiği “Siri” ve hemen ardından Google’ın geliştirdiği “Google Now” kendi veri tabanlarını kullanarak son derece keyifli ve bir o kadar da efektif uygulamalar olarak karşımıza çıkar. Bunların devamında Microsoft firmasının geliştirdiği “Cortana” ile Windows uyumlu cihazlar da sesli asistana kavuşmuş oldu.Daha sonra ise mevcut cihazlardaki bir uygulamadan öte olmaya giden asistanlar Amazon’un Echo’su gibi cihazlara girmeye başladılar, bu halleriyle kullanıcıların daha çok ilgisini çektiler ve beklentiler de büyüdü. Ardından Google Home, ivee, Mycroft gibi cihazlarla piyasa adeta dijital asistan cenneti oldu. Bu konudaki ışığı gören firmalar yatırımlarına devam ediyorlar, araba üreticileri de bu yarışın içerisindeler, onlar da yolcu ve şoförlerin sesle komut vererek araç kontrollerini en kolay hale getirmeyi amaçlıyorlar. 4)ioturkiye.com

Bu uygulamalar henüz yarı yapay zekaya sahip olsa da kodlarının evriminde gelecekte duygularımızı tahmin ederek bizi telkin edebilecek veya problemlerden çıkışı bulmamızda yol gösterici olarak kişisel asistanın ötesine geçmeleri çok uzun sürmeyecek gibi. Hollywood şimdiden bu konuyu oldukça güzel işlemeye başladı, 2014 yapımı başrolünü Joaquin Phoenix’in oynadığı “HER” de yaşamını mektup yazarak kazanan bir adamın karısında boşandıktan sonra tek başına yaşarken yeni aldığı işletim sistemindeki Samanta isimli yapay zeka ile yaşadığı ilişki anlatılıyor. Benzer şekilde Blade Runner serisinin son ürünü Blade Runner 2049’da K ile Joi arasındaki aşkın filmdeki en samimi ilişki olması, hologram formundaki yapay zeka ile sentetik bir bedene sahip olan ve diğerleri ile arasındaki kast sistemi benzeri yapının betimlemesi şimdiden evin bir üyesi gibi kabul görmeye başlanan Amazon Echo gibi aletlerin ve yapay zekaların gelecekte hayatımızda oynayacakları rollere atıfta bulunuyor. Daha önce Spielberg’in muhteşem şaheseri A.I.(Yapay Zeka)’da bahsedilen organik ve mekanik arasında duyguların farksızlaşması teması yapay zekaların hayatımıza girmesiyle ahlak, aşk, bilinç felsefesi ve bilim kurgu çerçevesinde geleceğin gündemimize neler getireceğini gösteriyor. İnsanoğlunun teknoloji yüzünden bireyselleşmesi ve modern insanın beyni ile sevmesinin neticesi olarak yaşanabileceğini değerlendirdiğim bu ve benzeri durumların gelecekte insan yaşamını her şekilde değiştireceği aşikardır. Zira aşk gibi insani bir duygunun yapay zeka tarafından yaşanıp yaşanamyacağı tartışması Alan Turing’in ünlü Turing Testini anımsatıyor. Bir zekanın doğal mı? Yapay mı? olduğunu anlamaya yarayan bu test insan hakları gibi bazı haklardan bu zekaların faydalanmasının gerekip gerekmediği konusuna ışık tutuyor.

Geleceğin bize neler getireceğini öngörmeye çalışan yazarlar, yönetmenler, futuristler bunu sadece eğlence için mi yapıyor yoksa bu devrin aydınları olarak insanları aydınlatmak adına mı bu misyonu gerçekleştiriyorlar? Yoksa kağıtlar yeniden mi karılıyor?

İngiliz toplum kuramcısı Jeremy Bentham’ın bir hapishane tasarımı olan Panoptikon, iktidarın gözünün her zaman, her yerde olabileceğinin mikro bir örneğidir. 1785 yılında tasarlanan bu hapishanenin dairesel yapısı, ortadaki gözetleme kulesinde bulunan gözün sahibine, her bir mahkumu tek tek izleme olanağı sağlar. Bu sayede tek kişilik hücrelerde kalan mahkumlar, kim tarafından ve ne zaman gözlemlendiklerini bilmeden ama her an gözlemlenebilir olduklarının farkında olarak, suç unsuru oluşturacak en ufak bir hareket yapmaktan kaçınırlar. Mahkumlar kendileri gibi değil, olması gerektiği gibi davranmaya koşullandırılırlar. Jeremy Bentham, yapının ana işlevinin mahkum üzerinde otorite kurmak olduğunu dile getirmiştir. Literatüre geçen Panoptizm, toplum içerisinde de devlet mekanizmaları ve iktidarlar tarafından zamanla uygulanmaya başlanır. İktidarlar varlıklarını devam ettirebilmek için gözlemleyip kontrol altında tuttukları, üzerilerinde baskıcı bir güç oluşturdukları bireylere ihtiyaç duyarlar. Bir gözlemcinin var olması ise insanı kendi gerçekliğinden koparır. İnsan artık vatandaş değil, bilgisayar kodlarından, kredi kartı rakamlarından, telefon numaralarından, araba plakalarından oluşan bütünün inorganik bir parçasıdır. Foucault’un dediği gibi; “Kapitalist sistemde toplumlar, hatta bütün dünya koca bir Panoptikon’a dönüşmüştür. İktidar ise dev bir gözetleme kulesidir.5)kargamecmua.org Yoksa Orwell’in meşhur kitabı 1984’te söylediği gibi “BÜYÜK BİRADERİN GÖZÜ SENDE” mi?

Yeni oyunun kuralları yazılırken insanlığın yönlendirilmesi en iyi ne şekilde yapılabilir? Toplumu artık yönlendirmek eskisi kadar zor değil. İnsanların verdikleri kararların kendilerinin özgür iradeleriyle mi aldığı yoksa yönlendirilerek mi aldığı konusu tartışmalı hale gelmişken gücü elinde bulunduranların teknolojiyi elinde bulunduranlar ile aynı kişiler olması da geleceği çizerken kendilerine ne gibi bir avantaj sağlayacakları konusunda insanları yönlendirebilecekleri düşüncesine sevk ediyor.

Ancak, geleceğin kurgulanması dışında bir gerçek de durumun kendi mecrasında bir gerçeklik ifade etmesi ve gelişmesinin söz konusu olmasıdır. Konuyu sosyal açıdan değerlendirirken insan doğasının ve iktidar hırsının duruma getireceği etkenler söz konusu olurken varlık, gerçeklik felsefeleri konuya farklı bir boyut getirmekte, teknolojinin getirdikleri ve insanlığa etkileri ise duruma bambaşka boyutlar getirmektedir.

Bütün bu etkenler göz önünde bulundurulduğunda yapay zekanın ve otomasyonun geleceğin mesleklerini ne şekilde etkileyeceği konusunda fikir sahibi olabiliriz. Zira yeni dünya düzeninde bütün bu parametrelerin etkisi olduğu açıktır. İnsan neslinin devamında kendi yarattığımız olguların getirecekleri hususunda gereken hassasiyeti göstermediğimizde ödeyebileceğimiz bedeller tahminimizin ötesinde olabilir. Öyleyse, analitik düşünce tarzının gerektirdiği yaklaşımları gerek sosyal bilimler gerekse fen bilimleri açısından değerlendirerek tabiat ve insan doğasının gerçeklerini unutmadan yapay zekaların etki ve ilgi alanlarını belirlemeli ve bize hayatı kolaylaştırırken onlardan önce sahip olduğumuz birtakım kazanımlardan onlar yüzünden mahrum kalacaksak bu konuda gerekli tedbirleri geliştirmeliyiz.

 

Haluk AKDERE

References   [ + ]

İlk yorum yapan olun

Bir Cevap Yazın