Grek Sanat ve Estetik Anlayışı

Reading Time: 3 minutes

Estetik Kavramı Nedir?

Estetik kavramı ortaya çıkışından bu yana birçok farklı anlama gelmiştir. Tarihi ise Antik Yunan dönemine dayanır. “Estetik kavramı Grekçe “aisthesis”den (algı, duyum) gelir ve ilk kez Alexander Gottlieb Baumgarten (ö: 26.05.1762) tarafından kullanılmıştır.” (Özgüney, 2005)  Grek sanat ve estetik anlayışına göre estetiğin güzel üzerine düşünmek ile bir ilgisi olduğundan söz edilmiştir. Yani günümüzde birbirinden ayrılan “estetik” ve “sanat” olgularını bir arada kullanmışlardır.

Grek Sanat ve Estetik Anlayışı

Grek sanat ve estetik anlayışının temelinde “güzel” olgusunun anlaşılmaya çalışılması yatar. Hala sanat ile güzel olgusu arasında bir anlam çabalaması sürmektedir. Bunun 2500 yıldır sürdüğü de inkar edilemez bir gerçek. Grek sanat anlayışında estetik bakış objektif bir yapıya sahipti. Yani tek bir güzel vardır. İnsanda istek uyandıran, hoş duygular hissettiren bir olgu olarak görülüyordu. Günümüzde güzel olgusuna bakışın daha spesifik bir hal aldığını söylemek mümkün. O dönemlerde güzel aynı zamanda “iyi” ve “doğru” gibi kavramları da karşılamaktaydı.

Yunan estetik anlayışının en büyük temsilcilerinden Platon ve Aristoteles için de estetik anlayışı objektif olarak var olmaktaydı. “Platon için “güzel”, meydana gelmeyecek ve yok olmayacak, başka bir şeye dönüşmeyen, tek ve kendinde var olan, sonsuz bir şey, en yüksek “ide” idi.” (Özgüney, 2005) Estetik bağlamında ele alınan güzel olgusu Grek sanat ve estetik anlayışında ona ulaşma yolunun tek olması nedeni ile objektifti. Yani burada kast edilen güzel herkes için aynı şey olmayabilirdi.

Platon için ise güzel, karşısındaki insanda hoş duygular uyandıran bir olgudur. Ona ulaşmak için ise mutlaka duyular kullanılmalıdır. Bununla birlikte ulaşılan tek güzel ancak taklit olarak var olabilirdi. Çünkü onun teorisine göre bu dünya gerçek güzelin bulunduğu idealar evreninin yalnızca bir taklidi yani yanılsamasıydı. Bir elmanın görüntüsü her iki evrende de aynı olabilir ancak elmanın tadının nerede daha iyi olacağı söz konusu olduğu zaman açık ara farkla elmanın gerçek tadının idealar evreninde anlaşılabileceğini savundu. “O halde sanat Platon’a göre taklidin taklididir.” (Arslan, 2016) Sanat ona göre doğanın bir taklidi olduğudur. Bu fikir üzerine sanat felsefesi tarihinde birçok eleştiri yapılmıştır. Platon’un asıl anlatmak istediği sanat olgusunun bilgi değeri olduğu fikriydi. Yani sanat insanı gerçek güzele yaklaştıran bir araç olarak görülmüştür. Bir tablo gördüğünüzü düşünün. Sanat değeri büyük olan bir tablo. Bu sanat eserine baktığınızda sizi alıp uzak diyarlara götürebilir ya da uzun uzun üzerinde düşünmenize neden olabilir. Doğanın resmedildiği bir tabloyu da ele alabiliriz. Gerçek anlamda Platon’un görüşü ile doğanın bir taklit olduğu göz önünde bulundurulursa doğanın resmedildiği bir tablo da taklidin taklidi konumuna gelmektedir. Yukarıda bulunan iki tabloya göz atıldığında Platon’un taklit olarak nitelendirdiği doğa ve taklidin taklidi olarak nitelendirdiği doğa tablosunu görebilirsiniz. Asıl güzel ise ancak idealar evreninde bulunabilecektir ve onu bu dünyada bulmak mümkün değildir. Elmanın gerçek tadını anlayamayacak olmamız gibi. İşte Platon’un ifade etmek istediği tam olarak budur.

Grek Sanat Anlayışının Tarih İçerisindeki Dönüşümü

Grek sanat ve estetik anlayışında ortaya çıkan bir başka husus da “güzel” olana ulaşma şekli konusundadır. Platon güzel olana ulaşmak için duyumların kullanılması gerektiğine inanır. Aristoteles ise güzel olana ulaşmanın mümkün olmadığını düşünmüştür. Güzelliğe ulaşma konusunda yapılan tüm tartışmaların temelinde duyumsallığın işe yarayıp yaramayacağı sorunsalı yatar. Mutlak güzel olgusuna bakış Sokrates için ise daha farklıydı. O mutlak güzele ulaşmanın imkan dahilinde olmadığına inanarak bu tezi reddetmiştir. Platon ise güzel olgusuna ulaşmanın bu dünyada mümkün olmadığına inanmıştır. Ona göre bu dünya taklitler dünyasıydı ve bu taklitler asla aslının yerini tutamazdı. Çünkü maddeler dünyası gerçek güzel olana ulaşmak için yeterli niteliklere sahip değildir. Gerçek güzel “ideler dünyası” içesindedir. Ona göre maddeler dünyası tam anlamı ile taklitlerden oluşmaktaydı. Bu düşüncesi nedeni ile Platon’un bir peygamber olabileceğini iddia edenler dahi bulunmaktadır. “Platon’un estetiği bağlamında, güzelliğin daha yüksek erdemlerin birer yansıması olduğu düşüncesinden hareketle kalos kagathos (καλὸςκγαθός) yani “güzel davranış” kavramının sanatta 7. yüzyılda vücuda geldiğini görüyoruz. MÖ 7. ve 6. yüzyıllarda Antik Yunan heykeltraşlığında ortaya çıkan kouros (κοῦρος) formu atletik gücünün zirvesinde, genç erkek formunun idealleştirilmesinin bir ürünüdür. Anatomik açıdan oldukça iptidai olmakla birlikte şematik olarak betimlenen gerilmiş kasları, sıçrama ve harekete hazır bir adımı ileri atar görünümdeki duruşu ve yüzündeki “arkaik gülümseme” olarak tanımlanan tebessümü ile kouroslar ideal güzelliğin bir tezahürüdür.” (Adısönmez, 2019)

Sonuç

Estetik olgusu günümüze kadar birçok değişime uğramıştır. Estetik ve sanat olgularının farklı felsefe dallarına dönüştüğü günümüze gelene kadar güzel olgusuna olan yaklaşımlar çoğalmış ve dönem dönem değişiklik göstermiştir. Plotinos, Hegel, Aydınlanmacı Estetik, Kant… günümüze kadar çoğalarak hakkında görüşler üretilmeye devam etmiştir.

Günümüzde estetik ile sanat arasındaki farkın temel nedeni estetiğin etki alanının sanatın etki alanından daha geniş ele alınıyor olmasıdır. Güzel kavramına gelince, bu kavram hala sanat felsefesi için büyük önem taşır ancak eskisinden farklı olan bir husus vardır. O da artık güzel kavramının tek başına sanatın konusu olmamasıdır. Artık sanat için konu olan birden fazla kavram bulunmaktadır. Bu sanat ve estetik olgularının günümüze kadar olan değişiminden ortaya çıkan bir sonuçtur. “Güzelliğin, sanat felsefesinin ana kavram ve değeri olması söz konusu olmakla birlikte, biricik kavramı olmadığını da belirtmemiz gerekir. Çünkü haklı olarak işaret edilmiş olduğu gibi estetik veya sanat felsefesi, güzelin yanında hoş olanla, yüce olanla, solu olanla da ilgilenir. Hatta ahlak felsefesinin konusunun iyi ve kötü olan olması anlamında estetiğin konusunun güzelin yanında çirkin olan olduğunu söylemek bile mümkündür.” (Arslan, 2016) Günümüzde estetiğin konusu olarak sadece güzel değil çirkin kavramı da yer almaktadır. Güzel olan sanat- estetik bağlamında bir değer belirtiyorsa aynı şekilde çirkin olan da değere sahip olmalıdır. Bu anlayış günümüzde kabul gören anlayışlardan biridir.

Kaynakça

Adısönmez, B. (2019, aralık ). Antik Yunan Sanatında Estetik. Aktüel Arkeoloji Dergisi(71).

Arslan, A. (2016). Felsefeye Giriş (23 b.). ANKARA, Maltepe , Türkiye: Adres.

Özgüney, T. (2005). Estetik Sorunu. Düşünüyorum Dergisi: http://www.dusunuyorumdergisi.com/estetik-kavrami/ adresinden alındı

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*