Bir Hüzün İklimindeyim

Reading Time: < 1 minute

Bir hüzün iklimindeyim yine, içimde tuhaf, adını koyamadığım ve belki adlandırmakta istemediğim, ince bir keder. İnceden inceden okşuyor ruhumu. Hüznün kentinde dolaşıyorum, nasılda bildik, nasıl tanıdık sokakları, nasılda tanıdık limanları.  Hoş geldin diyor bana bu kentin tarihi kapıları. Gel otur şöyle, nerelerdeydin diyor merdivenlerin beton basamakları. Ne çok demir atmışım kıyılarına, nasılda maharetle dövüyor ruhumu dalgaları…

 

Bir hüzün iklimindeyim yine, içimi inceden bir yokluk okşuyor sanki. Neyin yokluğu olduğunu biliyorum, biliyorum bazı şeyler geri döndürülemiyor. Zaman elimizden alıp gidiyor bir şeyleri, bir şeyler tamamlanırken eksiliyor başka bir şey. Hayat terazinin bir kefesini doldururken diğer tarafından eksiltiyor daima… belli ki hayatın o muazzam dengesi burada.

 

Ne çok hüzün var sokaklarda… Oysa yar, o canımdan can olan yar ve dallarda kar, yüzümü ve ruhumu okşayan bu cömert rüzgâr… Aslında ne çok minnet doluyum hayata… Üşüten kara, esen rüzgâra, sararan yaprağa, yeşerten toprağa… Şükran doluyum doğa anaya… Ama inceden bir hüzün kemiriyor beni, bir şeyler eksiliyor ömrümden, ben bir şeyleri tamamlarken. İlmek ilmek örerken ben, bir gizli el ipin ucundan söküyor, ben örüyorum sanırken…

 

Bir hüzün iklimindeyim yine, garip bir özlem doluyor içime. Geçip gittiğim her günün özlemi var içimde. Kederlerini geride bıraktığım günlerin sevinçlerini küçük mutluluklarını, huzurunu arıyor yüreğim. Anlıyorum tastamam olmayacak hayat. Ve bel ki tamlığı bu eksiklikten kaynaklanacak. Hayat eksildikçe çoğalacak belki. Ve belki benimki yine kendime bir teselli. Hüznün sokaklarında dolaşıyorum yine. Ayaklarım yalın ayak, kar kırmızıya çeviriyor tenimin rengini, kanın kızıllığı diyorum, kalbimin kızıllığı, öfkenin kızıllığı belki ve belki özlemin…

 

Hüznün kentinde dolaşıyorum, nasılda bildik, nasıl tanıdık sokakları, nasılda tanıdık limanları.  Hoş geldin diyor bana bu kentin tarihi kapıları. Gel otur şöyle, nerelerdeydin diyor merdivenlerin beton basamakları. Ne çok demir atmışım kıyılarına, nasılda maharetle dövüyor ruhumu dalgaları…

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*