İyi İş Çıkarmak Üzerine

Reading Time: 2 minutes

Tek bir probleme odaklanmak.

Bence en kilit nokta da bu; tek bir probleme odaklanmak.

Bugün küçükten büyüğe pek çok firmaya baktığımızda odaklanıp başarılı olanları da görüyoruz, odaklanamayıp biraz da “ne vereyim abime” şeklinde dolaşanları da. Şimdi böyle anlatınca tabi istediğim anlamı veremedim; belki de biraz örneklendirsem daha iyi olacak.

Bugün milyonlarca bilgisayarın sorunsuz çalışmasını sağlayan “linux” aslında sadece bir “kernel”. Kernel ne demek? İşletim sisteminin temel bileşeni. Herşeyin üzerinde durduğu bir temel olarak düşünebilirsiniz. Sadece bir konuda çok iyi, temel olmakta. Siz ne kadar üzerine kat çıkarsanız çıkın, temel sağlam oldukça bina sağlam kalıyor.

Hiç merak ettiniz mi SAP denen yazılım neden bu kadar büyük ve sıkıcı olmasına rağmen tüm dünyada çok uluslu şirketler tarafından kullanılıyor? Arabirimi artık neredeyse çağ dışı, Kopyala/yapıştır işlevi bile problemli ama kurumlar yine de ona geçmek istiyor; neden? SAP tek bir problemi çok iyi çözüyor, farklı ülkelerde üretim tesisleri, satış noktaları, personelleri, insan kaynakları, para birimleri olan çok uluslu şirketleri tek bir standart üzerinde birleştiriyor. Zamandan, ömürden ve estetikten çalıyor ama standartlaştırıyor.

Günümüzde pek çok yeni programlama dili varken milyonlarca kullanıcılı mesajlaşma yazılımları (Ör: Whatsapp) neden Erlang ile yazılmış? Erlang (Ericsson Language) sadece telekom sistemlerindeki bu yoğun iletişim trafiğini sorunsuz gerçekleştirmek için tasarlanmış bir dil. Tek bir iş yapıyor “concurrency” ve bunu çok başarılı yapıyor.

Tabi bu odaklanmanın bir bedeli yok mu? Elbette ki var. Erlang bugün her alanda kullanılan bir dil değil. Makine öğrenmesinin beşiği Python aslında tek işlemciler için tasarlınmış bir dil; daha sonradan çok işlemcilik yamanmış tabi Erlang gibi değil. Lakin bugün -ben dahil- pek çok kişi Python kullanarak kodlamalarını gerçekleştiriyor; çünkü basit.

Ya SAP? Herkesin sevdiği beğendiği bir program olmaktan çok uzak. Erişilebilir değil ve kullanılışsız. Seven kimseyi de görmedim. Peki kullanıcıların sevmesi mi şirketin sorunsuz hatasız işlerine devam etmesi mi önemli? Ödün vermek böyle birşey; odaklanırken ödün vermek.

Tam da bu noktada hizmet sağlayıcı (firma), hizmeti talep eden (müşteri) ile arasındaki sınırı iyi belirleyebilmeli. Bu aşamada “hayır” diyebilmek ve esas odağından çıkmamak çok önemli. Bugün “müşteri herzaman haklıdır” yaklaşımı beraberinde “ne vereyim abime” yaklaşımını da getiriyor. Bu da gittikçe sunulan işlerin kalitesizliğine sebep oluyor.

Solarian’ın mühendislik hizmetleri de benzer durumlar ile karşılaşıyor. “Şunu da şöyle yaparmısınız?”, “Yok biz bunu böyle istiyoruz.”, “Hayır şurası şöyle olmasın da böyle olsun” tarzı yaklaşımlar hep hayatımızın bir parçası. Pek çok konuda artık daha rahat “hayır” diyebiliyoruz; akreditasyon da hayır dememizi rahatlatıyor. Peki diğer firmalar da diyebiliyor mu? Malesef satış baskısı pek çoğunda ağır basıyor ve “biraz ondan birazda bundan” sektörün yeni normu haline geliyor.

Bu benim kesinlikle gitmek istemediğim bir yön. Elbette bunun kısa vadede bir bedeli olacak; yıllık gelirimiz pek çok firmadan daha düşük olacak, daha kompakt kalacağız ama uzun vadede bunun değişeceğini düşünüyorum.

Dünya, herşeyi yapan devlerden mikro hizmetlere doğru yol alıyor. Büyük otellerden butik otellere nasıl geçtik hiç düşündünüz mü? Para transferlerinin sadece büyük bankalar aracılığı ile yapıldığı yıllardan binlerce FinTech şirketinin kurulduğu günlere geldik. Ünlülerden artık 10.000 takipçili -ama çok niş bir kitleye hitap eden- influencerlara doğru kaydık. Yeni Rakı’nın bile artık yüzlerce alternatifi var; herkes damak zevkine göre bir türünü içiyor.

Dünya değişiyor. Beraberinde bir alanda uzman olmuş ekipler, farklılaşmış ürünler önplana çıkıyor. Herşey burada, en büyük AVM biziz One-Stop-Shop modeli de gelişmiş ülkelerden gelişmekte olanlara doğru kayıyor.

Gelecek odaklanmakta. Bir alana odaklanın ve o alanda çok başarılı olun.

Şöhret sahtelerin yegâne marifeti,

Marifet ise sahicilerin yegâne şöhretidir.

Genç Bir İşadamına, Emre Yılmaz

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*